8 Aralık 2016 Perşembe

BULUNMAZ

BULUNMAZ
dilberim der amma dil tatlı değil
sallanır yürür hem izi bulunmaz
süslenmiş saçında tel belli değil
alından pulundan yüzü bulunmaz
ayaklarım okka der kaşlarım yay
var git sen beni sah-ı sultan say
dağlarda naziktir düz yolda tay
koşturur dört yana tozu bulunmaz
şarmaşık eylesen ne fayda yari
kuru ekmeğe gün olur eyletir zarı
yonca der ekine, buğdaya darı
harmana serecek bezi bulunmaz
konuk eder cümleyi laf olsun deyi
dağı taşı bir tutar kaf olsun deyi
salça koymaz yemeğe saf olsun deyi
heybede bir okka tuzu bulunmaz
her daim sever de çoluk çocuğu
bir sabah geçirmez dokuz buçuğu
kedi sayar kapıdaki yavru kuçuğu
alemde böyle gavur kızı bulunmaz
der Seyrani tabiyiz kara bahtıma
bir hayırsız oturdu geldi tahtıma
kaç deveyi kurban etsem ahtıma
ömür geçer baharı güzü bulunmaz... r çınaroğlu

19 Kasım 2016 Cumartesi

ARKADAŞ

ARKADAŞ
günden güne arttı gamla tasamız
Hakk bilir kulunu kusur bizde arkadaş
suçluyu mazlum yaptı yasamız
artırdı malını kusur bizde arkadaş
akşamı gece saydık, geceyi dert
hep taşı bilirdik insandan da sert
para pul hem makam için namert
öptükse elini kusur bizde arkadaş
günlerce bekledik dayıdan haber
bırak eli topla getir bana ver
kapı aşındırdık sefer üstüne sefer
belledik yolunu kusur bizde arkadaş
mazlum da kimmiş ne hakkı var
kim arar hakkını bırak kim sorar
ıradık gönüllere ördükçe duvar
sormadık halını kusur bizde arkadaş
zamanı geldi mi artık sitemin
bulduk elbet cezasını o demin
böyle yozlaşmanın böyle sistemin
yüzdürdük salını kusur bizde arkadaş
öyle kahırlanma dur hele sabır
onu da harcadık olduk tam takır
dışımız altın lakin içimiz bakır
unuttuk ölümü kusur bizde arkadaş...r çınaroğlu

12 Kasım 2016 Cumartesi

SONBAHAR TÜRKÜSÜ

SONBAHAR TÜRKÜSÜ
belki de bir son bahar türküsü,
tutturur dilimiz kimse aymadan
bitmez bu garib aşkın öyküsü
her heceyi bir destan saymadan,
bazen gece diye uykulara yatıp
hatırları bir bir üzerinden atıp
hesapsızca saati saate katıp
baş ucuna bir mektup koymadan
kuş seslerinden yahut rüzgarla
iflah olmaz gönül yanan bu harla
ömürden ömür tüketip güya ka'rla
ruhumu çırıl çıplak yakıp soymadan
ne aşk imiş bu elzem bir haz verir
kendi naz eder yar kendini sevdirir
bu sırrı bir can bir de canan bilir
sırrımız sabır taşını oymadan
belki de bu bir sonbahar türküsü
ardında karların bembeyaz süsü
saçından savrulan rüzgarın sesi
doluverse odama kimse duymadan... r çınaroğlu

CANAN GÖNÜLDEDİR ARİFLER BİLİR

CANAN GÖNÜLDEDİR ARİFLER BİLİR
ehl-i şarab değiliz içeriz mey'i,
marifet sayarız aşkı bilmeyi
çürütüp bedeni canı bulmayı
canan gönüldedir arifler bilir
buldu mu cananı,ol canın verir...
toplanır ahali bize şek satar
kimi söver o dem, kimi gül atar
bilinsin bu sözler cahile batar
canan gönüldedir arifler bilir
buldu mu cananı,ol canın verir...
erenler düşende yollara baki
bade sunar bize bilmeyen saki
cümle zerrat solar olur da haki
canan gönüldedir arifler bilir
buldu mu cananı, ol canın verir...
döner çarkı devran hal verir bize
aldanır alim sanıp inanır söze
elek misali şu alemi süze süze
canan gönüldedir arifler bilir
buldu mu cananı, ol canın verir...
abamızdır cümle mal-u mülkümüz
dost ilinde muhabbettir ülkümüz
bundan gayrı baki olsun halkımız
canan gönüldedir arifler bilir
buldu mu cananı, ol canın verir...
çınaroğlu işitse cümle kelamın
hal bilmeze haram kılar selamın
ermek içün bir sırrına alemin
canan gönüldedir arifler bilir
buldu mu cananı, ol canın verir...r.çınaroğlu

İNCİNMESİN

İNCİNMESİN
üzerini örtün serin rüzgarın
yaprağı kurumuş dal incinmesin
bu aşktan gaye yanmaktır kar'ın
gelmiyor diyerek yol incinmesin
alınıp küsmesin eller sözüne
ah edip vurmasın sonra dizine
hasretinden yaşlar dolsa gözüne
silmekten yorulup el incinmesin
beklesin bahçemiz bilir baharı
sönmesin göğsünde bu aşkın narı
eritsin buzları eritsin karı
bahara küsüp de gül incinmesin
Leyla mıyız Mecnun muyum Aslı mı
bilmem kederli mi bilmem yaslı mı
kaybedeli yıllar geçti aslı mı
kumlar alınmasın çöl incinmesin.
çınaroğlu öğüt bekler dostundan
dost unutmuş onu sevda kastından
Ene-l Hakk diyerek başım üstünden
dağlansa da lal olup dil incinmesin... r. çınaroğlu

20 Ekim 2016 Perşembe

GÖÇMEN KUŞLAR

GÖÇMEN KUŞLAR
gozlerın her mevsım bahar,
saçların delı rüzgarlara aşina
bir gün gelir bedeninden arzular
dökülür ayak ucuna...
adım ayrılık diye gurbete düşer,
ve sen belki de bir son baharda
unutuldugun yerde ve saatte hatırlanır
göğsümde bir kıvılcım başlar
göçmen kuşlar...
ah o göçmen kuşlar
sana sevda ısmarlağım günlerden geriye
bir tek hatıranı bıraktılar...
her gün doğduğu anda
odamda dünyamda dört yanda
ellerine değdiği gibi ince bir şalın
gelesim var sana
uzadıkça uzasa da yolların
hazzı bile göge çıkarırdı
rüyalarında olmanın...
ah o göçmen kuşlar,
sana sevda ısmarladıgım günlerden geriye
bir tek anıları bıraktılar... r çınaroğlu

SONBAHAR TÜRKÜSÜ

SONBAHAR TÜRKÜSÜ
belki de bir son bahar türküsü,
tutturur dilimiz kimse aymadan
bitmez bu garib aşkın öyküsü
her heceyi bir destan saymadan,
bazen gece diye uykulara yatıp
hatırları bir bir üzerinden atıp
hesapsızca saati saate katıp
baş ucuna bir mektup koymadan
kuş seslerinden yahut rüzgarla
iflah olmaz gönül yanan bu harla
ömürden ömür tüketip güya ka'rla
ruhumu çırıl çıplak yakıp soymadan
ne aşk imiş bu elzem bir haz verir
kendi naz eder yar kendini sevdirir
bu sırrı bir can bir de canan bilir
sırrımız sabır taşını oymadan
belki de bu bir sonbahar türküsü
ardında karların bembeyaz süsü
saçından savrulan rüzgarın sesi
doluverse odama kimse duymadan... r çınaroğlu